1940 yılında 4 çocuklu Çınar ailesinin en küçük çocuğu
olarak Samsun’da dünyaya gelir. Annesi Ayşe Hanımı 2
yaşında kaybeder. Aklı erene kadar O’na ablası Hikmet
Hanım annelik yapar. 62 yıl sonra hasta halinde
yanında “Anneabla” dediği “Hacı Hikmet Hanım“ vardır.
9 yaşında saz çalmaya başlar. İlk konserini ilkokul 5.
sınıfta verir. Sanat Enstitüsünde ilk sazını yapar. Ve
Samsun’da askere gidene kadar Çiftlik caddesindeki
baba evinin altında açmış olduğu dükkanda her yaştan
bay ve bayanlara; mandolin, gitar, keman, bağlama
dersleri verir. Askerliğini bir an evvel aradan
çıkarmak için yaşını 3 yaş büyütür. Askerliğini
bahriye olarak yapar.
Askerlik döneminde (Sanatçı Erkut Taçkın’ın babası)
Tuğamiral Namık Taçkın Paşa, Yıldıray Çınar’ı yakından
izler. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes,
İngiltere’deki uçak kazasından sağ kurtulması ile
yolculuklarını artık deniz yolu ile yapma kararı alır.
Adnan Menderes ve beraberindeki heyet bir seferinde
Franko’nun davetlisi olarak İspanya’ya gitmektedir.
Başbakan Adnan Menderes bu davete “Giresun ve Gemlik”
adlı muhriplerle çıkmaya karar verir. Bu ekiplere
moral olsun diye Yıldıray Çınar’a saz çalıp türkü
okuması görevi verilir. Türkiye’nin en hüzünlü
Başbakan’ı Menderes Yıldıray Çınar’a “Nerelisin?” diye
sorar. O’da “Samsunluyum sayın Başbakan’ım” der,
Menderes’in “o zaman bize Samsun’dan bir türkü oku
bakalım” demesi üzerine Yıldıray Çınar, Menderes’in
huzurunda ilk kez “Çarşambayı Sel Aldı”yı okur. Türkü
çok beğenilir. Mükafat izni olarak Ankara Radyosu’nun
sınavlarına izinli gönderilir.
Radyo sınavlarında kendi bestesi olan “Yare Pazen
Seçemedim” adlı türküsünü kendi yaptığı sazı ile
Muzaffer Sarısözen’in anonsundan sonra okuyarak hem
sazı hem de sesi ile 1 Mayıs 1962’de Ankara Radyosu’nu
kazanır. Artık hayalleri gerçekleşmeye başlamıştır.
İlk sahneye çıkışı Güney Park Gazinosu’nda olur. Aynı
yıl yurt içinde yurt dışında turneleri başlar. İlk
gece ki gibi son sahne gecesinde de assolist olarak
sahneye çıkar.
Yıldıray Çınar’ın kendi yorumu ile daha da güzel
olan “Çarşambayı Sel Aldı” türküsü artık onunla
bütünleşmiş gibidir. Bu türküye 1970’te memleketi
Samsun ve Çarşamba’da film çeker ve gişe rekorları
kırar. Altın Plak ödülü kazanır. Bu başarısından
dolayı Plak firması O’nu Chevrolet marka araba ile
ödüllendirir. Toplam 12 altın plak, 54 filme imza
atmıştır. Bu filmlerde; Hülya Darcan, Esen Püsküllü,
Arzu Okay, Sezer Güvenirgil, Suna Yıldızoğlu, Meral
Zeren, Fatma Belgen, Aysun Güven, Canan Pervel, Filiz
Ersürer, Seyyal Taner, Bedia Akartürk gibi artistlerle
oynamıştır.
Yıldıray Çınar sanat hayatı boyunca bir çok ilke
imza atmıştır.
İlk tv programına 1966’da çıkar. İlk kez THM’nin
otantik kalıplarını bozmadan batı sazları eşliğinde
45’lik stereo plağı okudu. İlk plağını 1964’te söz ve
bestesi kendine ait “Mavilim, Mavişelim” adlı
eseridir. 1965’te “Aman Dünya Ne Dar İmiş” ilk
filmidir. 1976’da “Söyleyin Anama Ağlamasın” filminde
ilk ezan okuyan sanatçı oldu. 1969’da Kıbrıs’a gönüllü
olarak gitti. Burada Türk askerlerine moral konseri
verdi. Bu suretle kendisine Mücahitlik ünvanı verildi.
1999’da kendisine “Devlet Sanatçısı” ünvanı verilir.
Türkiye Radyoları Sanatçılığ’ından “Hoca” kimliği ile
emekli olur. İstanbul’da uzun süre danışmanlık ve
hocalık yapar.
Yeni neslin “babamın ya da annemin çok sevdiği
sanatçı…” diyerek tanıdığı, türkü dinlenilen her
mekanda dillere destan olan o türküleri Yıldıray Çınar
yorumundan dinleyip de unutan olmamıştır. O yanık
sesi, eşsiz yorumu ve Allah vergisi yeteneğini 9
yaşından başlayarak tam 58 sanat yılında tüm
sevenlerine yaşatmıştır.
Yaşamının son 20 yılında her ne kadar radyo-tv
kanallarından, medyadan uzak kalmaya çalışsa da
sevenleri onu hep zirvedeki yıllarda olduğu gibi kendi
dünyalarında gönüllerinin, kalplerinin zirvesinde
yaşatmışlardır. Çünkü türkülere onun bıraktığı yerden
hiç kimsenin O’nun sesi, yorumu ile başlayamamıştır.
1960 ve 1958 yılları arasında doğan birçok çocuğun
adı Yıldıray’dır. Şuanda da İstanbul’da 2 caddeye,
Samsun’da 1 caddeye de ismi verilirken Metin Erten’in
“Dayı, sağlıklı günlerinde İstanbul’da ve dünyanın her
yerinde yaşadın. Bu rahatsızlığında (ALS) aklımız hep
sende, sana artık yanımızda daha iyi ve sağlıklı
bakabilmek istiyoruz” diyerek dayısı Yıldıray Çınar’ı
Atatürk şehri Samsun’a getirir. O artık yıkılmaz koca
bir Çınar’dır. Tüm sevenlerinin kalbinde, gönlünde ve
hafızalarında…
Yıldıray Çınar’ı; sağlam duruşundan ,
karakterinden, kişiliğinden, ilkelerinden, ödün
verdirebilecek para birikimi henüz icat edilmemiştir.